ÇEVRE

“KARADENİZ’DE EKOSİSTEMİ TEHDİT EDEN PROJELER İPTAL EDİLMELİDİR”

TMMOB Mimarlar Odası, Kastamonu, Sinop, Bartın ve Samsun’da yıkımlara ve can kayıplarına neden olan sel felaketi ile ilgili bir açıklama yaparak, sadece felaket bölgesinde değil, Karadeniz bölgesinin tamamında ekosistemi tehdit eden projelerin iptal edilmesini istedi.

Karadeniz derelerinin coşkunluğuna ve aşırı yağış durumunda önüne ne gelirse toplayarak aktığına, bir felaket vesilesiyle herkesin bir kez daha olduğunun belirtildiği açıkalamda, Kastamonu’nun Bozkurt ilçesinde, Sinop’ta, Bartın’da yaşanan sel felaketlerinde dere yatağında yer alan birçok binanın çöktüğü, çok sayıda ev, işyeri, araç sular altında kaldığı, çok sayıda can kaybı yaşandığı ve onlarca yurttaşımıza ulaşılamadığının hatırlatıldığı açıklamada şu ifadelere yer verildi;

“.Can kayıplarının yüksek olmasının en önemli sebebi, bölgedeki pek çok yerleşim biriminin güvenlikli yerleşim alanlarına sahip olmamasıdır. Yerleşime uygun olmayan dere yatağı ve çok eğimli vadi yamaçları, taşıdığı büyük risklere rağmen yerleşim alanı olarak kullanılmaktadır.

Dere yataklarında, taşkın alanlarında yapılaşma ‘Kıyı Kanunu “ ihlalidir. Dere yataklarında, taşkın alanlarında yapılaşmaya izin vermek; Kıyı Kanunu’nu ihlal ettiği gibi, bu ihlal göz göre göre gelen felaketlere ve can kayıplarına yol açmaktadır.

Karadeniz iklim özellikleri ve jeolojik yapısı gereği şiddetli yağmur ve sellere maruz kalma oranı çok yüksek olan bir bölge olduğu için kısa sürede bu denli şiddetli yağışların olması, yüzeysel akışa geçen suların hızla vadi tabanına toplanarak ani su baskınlarına, önemli hasarlara neden olmaktadır.

Bölgenin afet risk haritası hazırlanarak heyelan, sel, taşkın riskinin çok olduğu bölgelerde potansiyel afet alanları belirlendikten sonra, buna göre önlemlerin alınması, özellikle yerleşim yerlerinin afet riski altında olmayan alanlarda yer alması, doğal afet zararlarının en düşük düzeye inmesi, can ve mal kayıplarının azaltılabilmesi ve problem oluşturan çarpık yapılaşmanın önlenmesi gerekmektedir.

Dere yataklarına ya da vadi yamaçlarının uygun olmayan kesimlerine yapılan binalar, maksimum değerli yağışlarda, ani sağanaklar ya da uzun süreli yağışların sonrasında taşkınlara maruz kalmakta, bu alanlarda heyelanlarında oluşmasıyla birlikte sıklıkla yinelenen afetlere dönüşmektedir.

Karadeniz doğasına “rağmen‟ yapılması planlanan bütün yol projeleri iptal edilmelidir. Bölgede, bilimsel veriler dikkate alınmadan insan eliyle yapılmış olan yollar, tarım alanları, orman tahribatı, dere yataklarına müdahale, HES’ler, yapılaşma gibi etkiler, bölgeyi afete açık bir yer haline getirmektedir. Dere yataklarına kurulmuş olan yerleşim yerleri, derelerin ve yağışın denizle buluşma noktalarını kesen yollar; bölgedeki yağış akışını asfalt yapı nedeniyle artırmakta ve kesilen akış yönü nedeniyle de yağışlar denize ulaşamayıp birikme yapmaktadır.246 adet aktif HES bulunan Karadeniz Bölgesi’nde; HES ve baraj projeleri için ağaçların kesilerek bölgenin heyelana açık hale getirilmesi, derelerin akış rejiminin bozularak sel riskinin artırılması, yeşil alanlarda ve dere yataklarında imar affı yoluyla kaçak yapılaşmaya izin verilmesi yerleşim yerlerini afetlere karşı savunmasız bırakmış; yoğun yağış ve bölgede bulunan HES’lerin baraj kapaklarının kontrolsüz biçimde açılması ve baraj duvarlarının yıkılması yaşanan felaketlere neden olmuştur.

Karadeniz Bölgesi’nde daha önce de Samsun, Artvin, Trabzon, Düzce ve daha pek çok yerleşim yerinde yıkımlara sebep olan merkezi ve yerel yönetim politikaları, yaşanan acılara ve kayıplara rağmen sürdürülmektedir. Haziran ve Ağustos 2019’da Trabzon ve Düzce’de, Ağustos 2020’de Giresun’da yaşanan sel felaketlerinin yıldönümünde; bölgede afet risklerini azaltacak önlemlerin alınmadığı anlaşılmaktadır. Doğal değerlerini yitirerek afetlere açık ve güvensiz hale gelen kentsel ve kırsal yerleşim alanlarında; bölgede en fazla yağışın düştüğü sonbahar mevsimiyle birlikte önümüzdeki aylarda yaşanabilecek su baskını, sel ve heyelanlara karşı önlem alınmalıdır.

Karadeniz de yaşanan can kayıpları ve felaketlerin önlenebilmesi için, dere yatakları ve kıyılarda imara asla izin verilmemeli, yeni yapılaşma yörenin coğrafi özelliklerini dikkate alan kapsamlı bir plan çerçevesinde ve kurallara uygun yapılmalıdır.

Mimarlar Odası olarak, bölgede yaşanan sel felaketlerinde kaybettiğimiz yurttaşlarımızı saygıyla anıyor, yakınlarının ve toplumumuzun acılarını paylaşıyor; selden hasar gören vatandaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz. Sel felaketinin yaşandığı bölgedeki vatandaşlarımızla dayanışmaya hazır olduğumuzu kamuoyuna duyuruyoruz.”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu